Venezuela: Devrimde kadın yüzü var.

13 Nisan 2002’de Venezuela’da beklenmeyen bir şey oldu: yükselen muhalif hareket ülkenin güçlü elitleri ve ABD Birleşik Devletleri tarafından gerçekleştirilen darbe hareketini tersine çevirdi ve Hugo Chavez’i tekrar iktidara taşıdı. 

Küresel Kadın Grevi 2002 Temmuz’unda Kadın Enstitü’sü tarafından Karakas’a, 2003 Nisan’ında ise devrimi korumak için gerçekleştirilen ayaklanmanın birinci yıldönümünün kutlamaları için Uluslararası Dayanışma Platformu’na çağırıldı. Arjantin’den, İngiltere’den, Peru’dan ve ABD’dan Venezuala’lı kız kardeşlerimizin başarılarını öğrenmek, haberlerini yaymak ve karşılıklı desteğe dayanan bir ilişki kurmak için geldik.

  • Başbakan Chavez’in 1998’de seçimdeki başarısı sonucunda egemen güçlerle ve yolsuzlukla mücadele etmek üzere seçildiğini zaten biliyorduk. Kırk yılı aşkın süredir iktidarda buluna iki parti, Venezuelalıların %80’ini (çoğunluğu siyah) karlı bir petrol endüstrisi olmasına rağmen yoksulluğa terk etmişti. 
  • Halk 1999’da oyların 74’ü ile çerçevesini daha önce çizdikleri devrimci anayasayı elde etti. Uygulamaya koymak için olan yasalar gücü eline geçirdi, darbe ile harekete saldırı ile yüz yüze geldiler.
  • 2002 Nisan’da  bu saldırıda 50’den fazla kişi öldürüldü, Başbakan Chavez kaçırıldı,anayasa hiçe sayılarak sendika ve çeşitli örgüt çalışanlarının evlerine ve işyerlerine saldırıldı. 
  • Buna tepki olarak Karakas tepelerinden ve köylerinden gelen milyonlarca yoksul, askerlerden kendi başbakanları için ve anayasaları için savaşmalarını talep etti. 13 Nisan’da, darbeden iki gün sonra, “Chavez’i geri istiyoruz” diyerek tekrarlanan sloganlarla sokakları çınlatanlar bu insanlardı.

Biz hiçbir zaman bahsedilmemiş bir hikayeyi anlatıyoruz; kadınların devrimlerdeki tarihi. Bu hikayeyi anlatıyoruz ki; ayakta kalmak ve herkesin yaşamına ve yaptıklarına değer veren yeni bir dünya inşa edebilmek itici güç olacak bir devrimi daha güçlü savunabilelim. Karakas’ın tepelerinden ilk  gelenlerin kadınlar, insanlarla bir araya gelmek ve devrimi korumak için ve her biri birer annenin çocuğu olan askerlere baskı yapmak için hayatlarını tehlikeye atan kadınlar olduğunu öğrendik. 

Bolivarian Halkası denilen kooperatifleri (su, elektrik, yerleşim, sağlık koşullarını iyileştirmek ve devrimi korumak için çalışan halk örgütleri) ve  her yerde ev kadınları sendikaları kurduklarını öğrendik. 10 Halka üyesinden 6’sının kadın olması; yaşamda ayakta kalabilmek için gerekli bütün sorumlulukları kadınların aldıklarını ve evlerin %70’inin kadınlar tarafından idare edildiğini düşünürsek; hiç de şaşırtıcı değil. Gerçi bazıları her topluluğun kendi kararını aldığı, gücünü hizmetleri geliştirmek için ve kaynakları elde etmek için (bazen askerlerin  işgücü ve teknoloji yardımı ile) kullandığı siyasi partilerde. İnsanlar çoğu zaman politikacıların ve bürokratların insafına kalmış projelerle uğraşıyorlar. Bu yolla ise iktidar merkezi kontrolden tabanın kontrolüne el değiştiriyor.

Devrimi, onu yapanların yüzlerinde görebileceğimizi öğrendik. Mano Amiga Kooperatifindeki, Anauco Hilton Oteli’ndeki kız ve erkek kardeşlerimiz, ev kadınları, tek anneler…kendilerinin kararlılıklarını ve dayanışmalarını, düşmanın ise açgözlülüğünü ve kişisel hırslarını ortaya koyuyorlar. Darbenin, siviller ve askerler, hep birlikte hareket ederek  başarısızlığa uğratılmasından beri halk,özellikle de kadınlar kendi güçlerinin ve devrimci sürecinin durdurulamayacağının farkına vardılar.