ÖNCEKİ GREV ÇAĞRILARINDAN

 

2000
KADINLARIN YAPTIĞI İŞLERİN ÇOĞU ÜCRETSİZDİR, İŞ OLARAK TANINMAZ VE TAKDİR EDİLMEZ
Grev’in odak noktası, kadınların her topluma, her ekonomiye sağladığı muazzam katkıdır. Dünyayı döndüren kadınlardır, bütün dünya nüfusunu besleyip büyüten de öyle; buna rağmen yaptığımız işlerin çoğu ücretsizdir, iş olarak tanınmaz ve takdir edilmez. Emeğimizin, ekonomik ve sosyal alanda iş olarak tanınmaması, temel bir cinsiyetçi adaletsizliktir ve kadınları da, kadınların yaptığı her şeyi de değersiz göstermektedir – ücretlerimizin erkeklerinkinden %25-50 oranında düşük olması, bunun sonuçlarından biridir. Her ne kadar artık yüksek ücretli yönetici kademelerinde bulunan bir avuç kadın varsa da, kadınlar ile erkeklerin ücretleri arasındaki uçurum açılmaya devam ediyor.

ÇAĞRIMIZ, BÜTÜN KADINLARIN EMEĞİNE, BÜTÜN KADINLARIN HAYATINA DEĞER VERİLECEK BİR BİNYIL İÇİNDİR
Kadınların
ihtiyaç duyduğu, kadınların hakkı olan, işyükümüzün azalması ve sağladığımız muazzam katkının mali açıdan takdir edilmesidir. Daha az iş, daha çok zaman, daha fazla kaynak. Kadınların katkısını, ihtiyaçlarını ve taleplerini görünür kılmanın en iyi yolu grevdir, çünkü KADINLAR DURURSA, HER ŞEY DURUR! Kadınlar daha önce de greve gitme yolunu seçmişti: 1975’te İzlanda’daki grevden, 24 ülkede on yıl boyunca etkili olan Kadınlar Paydosta (24 Ekim 1985-1994)

 

hareketine, 1991 İsviçre’ye ve 1999 Meksika’ya kadar… Bu tür eylemler, ücretli ya da ücretsiz olsun kadınların gördüğü bütün işlerin daha çok takdir edilmesini sağladığı gibi, eşit işe eşit ücretten sosyal yardıma ve çocuk bakımına kadar bütün taleplerimiz için de bize daha fazla pazarlık gücü verdi.

BİR AVUÇ KADIN HİYERARŞİDE YÜKSELSİN DİYE GREVE GİTMİYORUZ
İktidar konumlarına geldiklerinde ihtiyaçlarımızı dikkate alacakları vaadiyle ekonomik ve siyasi hiyerarşide yükselmelerini desteklememizi istemiş olan kadınlar, bizi yeterince hayal kırıklığına uğrattı. Aslına bakarsanız, iktidar merdiveninde yukarılara tırmanmış olan kadınlar çoğu kez bize karşı kullanıldılar, hükümetler, onlardan yararlanarak hayatlarımızı “küresel pazar”ın sunağında kurban etti. Nasıl dünyanın her tarafında insanlar, hükümetleri, büyük kapitalistlerin açgözlülüğüne karşı bizi korumamakla suçluyorsa, biz de hükümet kademelerinde yer alan kadınları, kadınların temsilcisi olmamakla suçluyoruz. Bazı kadınların kişisel hırslarını, bütün kadınların kurtuluşuna yönelen ilerleyişle ve toplumun tam dönüşümüyle karıştırmamak gerektiğini, bir hareket olarak öğreniyoruz artık.

DÜNYANIN ÖNCELİKLERİNİ DEĞİŞTİRMEK ZORUNDAYIZ
2000 yılı yaklaşırken, gittikçe daha çok insan böyle bir dönüşümün hayati önem taşıdığını idrak ediyor: Dünya, böyle devam edemez. Yüksek teknoloji, insanlığın büyük çoğunluğuna ne refah getirdi ne mutluluk: Savaştan tutun da açlık ve hastalıklara, küresel ısınma ve başka ekolojik felaketlere, ırkçılığa ve sömürünün her türlüsüne kadar işte sonuç ortada. Üstelik yüksek teknoloji, tersine dehşet verici sonuçlar doğurdu çoğu zaman – silahlanma yarışına, genetik değişikliğe uğratılmış gıda ürünlerine, NAFTA ve Dünya Ticaret Örgütü’ne karşı yükselen protestolar da bunu gösteriyor.

2001

Grevin talepleri sizin kendi durumunuza özgün ihtiyaçlarinizi ifade etmenize yardimci olmayi hedefliyor. Bu grevle, bütünsel olarak kadinlarin ihtiyaçlari konusulup grev içerisinde yer alan her parça birlestirilip ve yerel her faliyete uluslararasi bir güç getirilecektir. Bununla beraber biz umuyoruz ki ifade ettiginiz ve eklediginiz seyler sizin taleplerinizin bir listesi olur.

2000 yili grevi lifleti 25 dile çevirildi. Bu basari dünyanin degisik bölgelerinden yardimlarla mümkün oldu. Su anda acil olarak yeni lifletlerin çevirisine ihtiyacimiz var. eger yardimci olmak isterseniz lütfen Londra adresimizle baglanti kurun.

Özellikle kirsal bölgelerde bilgi dagitmak zor. Fakat eger köylerde ve tasra kasabalarinda yasayan kadinlar kendi haberlerini gönderirlerse sehirlerde hatta diger ülkelerde yasayan kadinlar onlarin haberlerini e-mail ve faks araciligiyla diger bölgelere ulastirabilirler. Böylelikle sehirlerde ve kasabalarda yasayan kadinlar basin ve yayin kaynaklarindan yoksun olan köy kadinlarina yardimci olabilirler.


2002
Biz kadınlar, bu dünyaya bakıp onu gözetmiş, onun yaşamasını sağlamış olan ilk insanlarız, sadece insanlığa değil, bir bütün olarak gezegenimizin yaşamına da can katan, ona bakan, biz olduk hep. Savaşa ve adaletsizliğe karşı hareketleri yükselten ilk eylemcilerin hep bizim aramızdan çıkmış olması tesadüf değil. 

Toplu katliamların ve sömürünün küreselleşmesine karşı bir taban hareketi olan Küresel Kadın Grevi, işte emek verdiğimiz bu yaşatma işinin bir uzantısıdır. Bazı ülkelerde, “Amerika’nın yeni savaşı” başladığından beri her hafta protesto gösterileri düzenliyoruz. Dünyayı yaşatanlar olarak hareketi, bütün soykırımlara dur denebileceği bir noktaya doğru yönlendirmekteyiz: İnfial uyandıracak boyutlara varmış olan askerî harcamalara son verilmesini istiyoruz. Onun yerine bu devâsâ kaynaklar yaşatmanın, iyileştirmenin, öğrenmenin ve eğitimin hizmetine verilsin istiyoruz. Savaşı sona erdirmenin, savaşla birlikte de, yaşatmayı bilmeyen, umursamaz maço militarizminin allanıp pullanmasına dur demenin yolu budur. Oysa maço militarizminin peşine takılanlar arasında, onu “eşitliğe” giden yol zanneden kimi kadınlar bile var. İnsanlığın yalnızca bir yarısı yaşatmayı bilecek şekilde yetiştirilirken, diğer yarısının da “yapacak daha önemli işleri” olduğu inancıyla yetişmesi tam bir faciadır. Oysa yaşatmak, kadın erkek hepimizin temel kaygısı olmalı.

Üretimin, öldürmenin ve kâr edinmenin değil, yaşatmanın hizmetine verilmesi gerektiğini kim inkâr edebilir? Oysa silahlar için her yıl 800 milyar dolar harcanıyor, Afganistan gibi, insanların açlıktan öldüğü ülkeleri bombalamaya, nerede olursa olsun buna karşı çıkan herkesi zulüm ve hapis tehdidiyle karşı karşıya bırakmaya gitgide daha çok para akıtılıyor. Kadınların onca enerji verdiği, büyük emeklerinin geçtiği küreselleşme karşıtı, savaş karşıtı hareket bile
Yaşatmaya Yatırım, Öldürmeye Değil perspektifinin önemini daha yeni yeni kavramakta.

İşte bu yüzden Küresel Kadın Grevi’nin en önemli talebi, yaşatmaya yönelik bütün işlere –maaş, emekli aylığı, toprak ve başka kaynaklar biçiminde- ücrettir. Çocuk yetiştirmekten, başkalarına hayat vermekten daha değerli ne olabilir? Hayata ve refaha yatırım yapın, askerî bütçelere ve hapishaneler kurmaya değil.

Böylece kadınlar da hak ettiklerini alabileceklerdir – oysa şimdi, yeryüzünün bütün toplumlarında en temel işleri biz gördüğümüz halde, katkımız hesaba bile katılmamaktadır. Diğer talepler ise daha özel, dar tanımlı ihtiyaçlara ilişkindir, bu ilk ve temel talebimizin dünyayı değiştirmesinin yolunu gösteren daha özelleşmiş ihtiyaçlara.

Grev, işçilerin elindeki en güçlü silahtır. Yeryüzünün bütün işlerinin 3’te ikisini gören kadınlar da en ağır işçiler. Biz durursak hiçbir şey kımıldayamaz. Web sitemizde göreceksiniz: 60’ı aşkın ülkenin kadınları, ücretli olduğu kadar ücretsiz işlerinden de biraz zamanı kısarak ilk iki Grev’in başarıyla sonuçlanmasını sağladılar.

Ugandalı kadınlar, üç gün boyunca aç susuz yürüyüş yaparak küresel kadın hareketinin gösterisine katıldı, bu hareketle bütünleşmeyi başardı. Hindistan’da 5.000 köylü kadın ülkenin başkentine kadar yürüdü. Peru’nun başkentinde, eviçi emekçiler olan kadınlar, bütün taban örgütleri ile tarım ve sanayi sektörlerindeki sendikaları bir araya getirdiler; yine aynı yerde Yerli kadınlar da And Dağları’nda bir araya geldi. Arjantinli ev kadınları, kadın örgütleriyle birlikte bir ittifak hareketi oluşturarak gösteri düzenlediler. İspanya’da Barcelona’nın merkezindeki meydanda bir araya gelen binlerce kadın, ulusal işçi sendikalarıyla birlikte iki saatlik grev düzenledi. Guyana’da, Afrikalı ve Amerika Yerlisi kadınlar, kadın ve çocuklara yönelik cinayetlere karşı uyarı eylemi yaptılar. İrlandalı kadınlar, devletin kadınlara olan borcundan ötürü vergi dairesi önünde gösteriler düzenledi. İngiltere’de kadınlar Parlamento’ya yürüdüler. ABD’de bazı kadınlar Uluslararası Ücret Eşitliği Dilekçesi’ni hazırlarken, bazıları da Odacılara Adalet hareketinin yürüyüşünde yer aldı. . . .

2003
Irk, etnik köken, inanç, dil gibi bizi birbirimizden yoksun bırakan engelleri aşarak bir araya geldikçe sıradan kadınların ihtiyaçları görünür kılınacak ve taleplerimizi savaşa ve kaynaklarımızı kurutan savaş ticaretine karşı duyuracaktır.

Dünya askeri harcamalarının yarısından fazlası Amerika tarafından yapılmaktadır. Amerikan ekonomisinin üstünlüğünün nedeni budur belki de. Doğayı en çok kirleten petrolün temel enerji kaynağı olduğunu ileri sürüyorlar. Amerika, müttefikleri Avrupa ve İsrail'le birlikte her yerde devletlere, birbirleriyle savaşmaları ve iktidarlarını bize karşı savunmaları için silah satıyorlar. Uganda ve Pakistan'da bütçenin %75'inin askeri harcamalarla israf edilmesinin nedenini gösterir bize.

Son aylarda küresel kadın grevinin en önemli talebi olan askeri bütçenin harcanmasındaki değişiklik, Üçüncü Dünya ülkelerinde ve gelişmiş ülkelerde her kesimden milyonlarca insan arasında ses buldu. Temiz su, beslenme ve refah isteyen annelerden, sağlık korumasına ihtiyacı olan gazilere, düşük ücrete ve uzun çalışma saatine karşı mücadele edecek araçlardan yoksun bıraktırılarak işsiz kalmışlara, onurlu bir yaşam için gerekli gelirden yoksun engelli insanlara ve emeklilere, temel eğitimden yoksun bırakılmış çocuklara, katkı almayan öğrencilere, evsizlere kadar herkes savaşı bir yana bırak, savaş tehdidinin bile dünya üzerinde yaşayan her varlığa karşı bir saldırı olduğuna karar kıldı. Dünya 900 Trilyon dolar silahlara ve kitle imha silahlarına harcamaktadır ve bilmek istiyoruz:Neden askeri harcamalar öncelikli olmak zorunda bizim onsuz yaşamak zorunda olduğumuz şey konusunda.

Bu yeni karşı çıkış yalnızca savaşa değil, ortak zenginlik kaynaklarımızı savaş için kurutmaya da karşısır aynı zamanda. Tüm dünyayı kapsayacak mutabakatın önceliği askeri harcamaların ıslah edilmesi olmalıdır. Bunun sonucundan ise, her sektörün bir başka sektöre karşı sorumlu olmasına dayalı, kişisel ve partisel hırsları dışarda bırakacak örgütlenmenin yolunu açmıştır. Savaşa karşı hareketde erkekler belirgin olarak göze çarpıyor olsa da, kadınlar hareketin bel kemiğini oluşturmaktadır.

Dayanışma ağımız artık daha güçlü ve dünyanın her yerinden kadınların yaptıklarıyla bağlantı kurmamızı sağlıyor. Nijerya'da kadınlar kabileler dışında bir araya geldiler ve kar için sömüren, yolsuzluk yapan, doğayı kirleten, öldüren ve sakat bırakan Shell Petrol'ün ofislerini işgal ettiler. Bu kolay karın bir kısmının yiyecek, okul, sağlık giderleri ve bakım için harcanmasını talep ettiler.

Hayatta kalmak için ve değişim için gerçekleştirilen bu mücadeleler geri kalanımıza yol gösteriyor, kendi acımızı başkalarının deneyimlerinde görmemizi ve gücümüzün ayırdına onların zaferlerinde farkına varmamızı sağlıyor.

Çoğu zaman özgürlüğümüzü kazanmak için kendimizi kanıtlamak zorunda kaldık.Bunu ihtiyaçlarımız gizleyerek, maço değerleri kabul ederek, erkeklerden daha ağır çalışarak, yaptığımız ücretsiz bakım işlerini küçümseyerek, çocuklarımızla ve ailemizle az vakit geçirerek, annelerimizi küçük görerek ("profesyoneller" bize aynı şekilde davranırlarken) yaptık. Küresel Kadın Grevi ile birlikte kadınların "Yaşatmaya Yatırım Öldürmeye Değil" önceliklerinin değişim için her girişimde yer almasını sağlıyoruz.

Dünya askeri harcamasının bakım lehine ıslah edilmesi talebi ancak kadınlardan gelebilirdi. Fakat bakım kendisi ayakta kalmaya çalışan herkes için merkezdir. Bu yüzdendir ki sosyal refah öldürmeye değil bakıma katkıda bulunmalıdır. Bu şekilde bakım toplumun önceliği haline gelir ve kadınların yaşamı korumak için yaptıkları işler toplumun temel işleri olarak kabul edilir ve herkesle paylaşılabilir, hergün bizim için bir savaş olan "savaş için petrolü ve petrol için savaşı" durdururuz.

2004
Grev, köklü tarihi olan bir taban hareketinin ürünüdür ve 1952’de, Kadının Yeri adlı küçük bir broşürle başlamıştır. Bu broşürü, 1972’de yayınlanıp artık bir klasik haline gelen Kadınların İktidarı ve Toplumun Yıkılışı, ardından da 1973’te Cinsiyet, Irk ve Sınıf izlemişti.* Bunların üçünün de temel savı, kadınların ev dışında maaşla çalıştığı işlerin aslında ikinci bir iş olduğuydu; buna göre hepimizin evde ve bir parçası olduğumuz toplumda ücret almadan yaptığımız iş, yeryüzünün bütün emekçilerini yaratma işi ve dünyayı değiştirme mücadelemiz, göze görünmese de hayatın merkezinde yer alıyordu. O gün bu gündür, EŞİT ÜCRET dışında, kadınların gördüğü bütün ücretsiz işlerin TANINMASI ve ÜCRET karşılığı yapılır olması için de kampanya yürütüyoruz; çünkü bunlar, kadınların yoksulluğunu, uğradıkları sömürü ve ayrımcılığı yeryüzünden silip atacak BİRLEŞİK KALDIRAÇLARDIR. Birleşmiş Milletler verilerine göre yeryüzünde bütün işlerin üçte ikisini kadınlar yapıyor: Çocukları emzirip yetiştirmekten, hasta, yaşlı ve sakatların bakımına, ailelerin doyurulması için gerekli gıda maddelerinin yetiştirilmesi, hazırlanması ve pişirilmesine (Afrika’da tüketilen gıdanın %80’i kadınlar tarafından yetiştiriliyor), gönüllü işlere, gayri resmî ekonomiyi oluşturan işlerde çalışmaktan (temizlikçilik, terzilik, seyyar satıcılık, seks emekçiliği gibi) resmî ekonomi içinde istihdama kadar. Resmî ekonomi içinde de kadınların işi çoğu zaman hastanelerde ve okullarda görevli personel, çocuk bakıcısı ve sekreter olarak başkalarının ihtiyaçlarını karşılamak . . . kadınların bir kısmı da sağlıksız ve kötü çalışma koşullarında işçilik yapıyor. Bu tip işyerlerinde benzer işi yapan erkek işçiler de düşük ücretle çalışıyorlar. Ama en düşük ücreti alan her zaman kadınlar, üstelik çoğu zaman cinsel tacize, ırkçı aşağılamalara maruz kalıyorlar.
. . .
Koordinasyonunu üstlendiğimiz uluslararası kadın örgütleri ağı “Kadınlar Vardır” (International Women Count Network), 1995’te Pekin’de 1.500’ün üstünde örgütün desteğiyle BM’nin önemli bir karar çıkarmasını sağladı. Kadınların bir ömür boyu ücretsiz işlere harcadıkları süreler ve bunların ne kadar bir değere eşitlendiği ülkeler ölçeğinde hesaplandı. Trinidad ve Tobago ile İspanya’da bu kavramlar yasalara koyulurken, başka ülkeler de bu zamanı saptamaya yönelik araştırmalar başlattılar ve mahkeme kararları ile hükümet politikalarında ücretsiz emek daha fazla dikkate alınır bir hale geldi.
. . .
Venezuela’da işbirliği halinde olduğumuz kadınlar, bir bakım ve hizmet ekonomisi kurmaktadırlar ve ev işlerinin, artı değer üreten, sosyal refaha ve servete katkıda bulunan bir ekonomik faaliyet olarak tanınmasına dayalı 88. Madde’nin Anayasa’ya eklenmesini sağlamış, böylelikle de ev kadınlarının sosyal güvenceye kavuşmasına önayak olmuşlardır. Grev hareketi, böyle muazzam başarılara dair haberlerin yayılmasını sağlamakta, taban örgütlenmelerinden gelen kadınların en aktif katılımcılar olarak yer aldığı bu ülkede devrimci sürece destek vermektedir. 

Ancak mücadelemizi aktif biçimde destekleyen erkeklerin katkısının da hakkını vermek durumundayız, çünkü bu erkekler, YAŞATMAYA YATIRIM, ÖLDÜRMEYE DEĞİL anlayışının bütün işçilerin ve bütün insanlığın önceliği olduğu düşüncesiyle hemfikirdirler. Erkekler, emzirmeden yemek pişirmeye, temiz çamaşır giyebilmeye ve duygusal desteğe kadar birçok faaliyet yoluyla gündelik varoluşlarını kadınlara borçludur; ama bununla da kalmayıp, Pazar sisteminin değerlerine, yani artık gezegenimizin geleceğini tehdit eden değerlere karşı çıkmakla yaşama öncelik vermekte olan kadınlara da muhtaçtırlar. Erkeklerin kurduğu bir örgütlenme ağı olan Payday’in web sayfası (www.refusingtokill.net), savaşa karşıtı hareketlere katkısının yanında, herkesin hayatı ile özgürlüğünü savunma adına kendi hayatları ile özgürlüklerini tehlikeye atanların gereğince kabul ve saygı görmesini sağlama açısından da önemli bir katkı niteliği taşır.

Kazanmak için birleşmek zorunda olduğumuzu sık sık duyarsak da, bunun nasıl olacağı konusunda pek bir şey söyleyen yoktur (bizi gütmek isteyen siyasi partileri saymazsak tabii). İşte Grev hareketini bu birliğin– kadın kesimleri arasında, kadınlar ile erkekler arasında, ülkeler içinde ve ülkeler arasında – çerçevesi olarak kullanmaktayız, çünkü bu hareket, her bir kesimin, diğerlerinin bağımsız mücadelesini tanıması ve zenginleştirmesi üzerine kuruludur. Grev, siyasi bir parti değildir, ne de ayrılıkçı bir harekettir. Değişim yönündeki harekete ihtirasla bağlanmışsa da, karşılıklı güveni zedeleyen kişisel ihtirasları reddeder.

Home