TASLAK GEVİRİ

  KOALİSYONUN KADIN MECLİS ÜYELERİNE SESLENİYORUZ

  PETROL İÇİN NE KAN NE DE TECAVÜZ!

ABD ve İngiltere’nin silahlı kuvvetlerinin veya onların Irak ve Afganistan’daki kuvvetlerinin kadınlara yönelik gerçekleştirdiği tecavüz ve cinsel işkence.

– Siyah Kadınların Tecavüz Eylem Projesi ve Tecavüz Karşıtı Kadınlar. 
(By Black Women’s Rape Action Project and Women Against Rape)

ABD ve İngiltere’deki kadın politikacılar sizlere sesleniyoruz. Dünyanın her köşesinde onyıllardır kendini gösteren kadın hareketi sayesinde artık ABD Kongre’sinde ve İngiltere Parlamentosunda daha fazla kadın var. Bu noktaya ulaşmanızı sağlayan bütün kadınlar adına hükümetlerinizin dahil olduğu savaş krizi ve işgale, tecavüz de dahil savaş suçları ve işkenceye karşı sorumluluk göstermenizi istiyoruz.

1. Kadınlara ve genç kızlara yönelik tecavüz  ve işkence büyük ölçüde gizleniyor.

Irak’ta mahkumlara yönelik cinsel küçük düşürme, işkence ve cinayetler ve içlerinde çocukların da olduğu sokaktaki, evlerindeki sivillere yönelik cinayet haberleri ekranlarımıza ve medyaya bomba gibi düştü. Afganistan konusunda da sorular soruluyor. Fakat erkeklere,daha çok genç erkeklere yönelik tecavüz dile getirilmeye başlanırken, kadınlara yönelik tecavüz daha önce “bir asker mahkum bir kadınla beraber olmuş” şeklinde görmezden gelindi .Daha büyük gerçek su yüzüne çıkıyor

Konuştuğumuz Iraklı kadınların anlattıklarına göre hapishanelerde kadınlar, erkek yakınları ile ilgili bilgi vermeleri için sorgulanıyorlar ve işkenceye uğruyorlar. Kadınlar açısından işkence her zaman tecavüz işkencesi ile ve çoğunlukla da toplu tecavüzle başlıyor. Amerikalı bir gazeteci: “Geçen ay Ebu Garip’teki kadın mahkumlar dışarıya tecavüze uğradıklarını belirten bildiriler ulaştırdılar”(Anne Garrels,Ulusal Halk Radyosu, 4 Mayıs 2004). Uluslararası Af  Örgütü (Amnesty International) için çalışan Bağdat Üniversitesinden bir kadın bir kontrol noktasında kendisine yapılan cinsel tacizi ve diğerlerinden duyduklarını anlatıyor: “Lazer ışığını direkt olarak göğsümün tam ortasına tuttu ve daha sonra penisini işaret etti. ”buraya gel fahişe seni …cem” dedi”.Prof. Huda Shaker’e göre Ebu Garip’de aralarında bir Amerikan askeri polisi tarafından tecavüze uğrayan ve hamile kalan bir kadının da olduğu bir çok kadın cinsel saldırıya uğradı. (Londra Guardian 12 Mayıs 2004). Diğer kaynaklar da bu bilgiyi doğruladı.

Kadınların maruz kaldığı bu korkunç hapishane koşullarından fazla bahsedilmiyor. Bir ay önce istifa eden Irak İnsan Hakları Bakanı Abdel Bassat Turki, Amerikan yönetici Paul Bremer ile geçen Kasım Ebu Garip’teki kadınlara yönelik kötü muamele ile ilgili görüştüğünü söyledi: “Tedavileri yapılmıyor, doğru düzgün tuvaletleri yok. Kışın soğuğunda sadece bir battaniye verilmiş. Ve ailelerinin ziyaretlerine de izin verilmiyor.” (Londra Guardian 10 Mayıs 2004)

Uluslararası Kızıl Haç Komitesi (ICRC) raporları kadınlardan nerdeyse hiç bahsetmiyor ve görüşmeciler yalnızca erkeklerle görüşmeler yapıyor. (Raporlarda Iraklıların hapishane koşullarına karşı gerçekleştirdiği ayaklanma sonucunda vurularak öldürüldüklerinden de bahsedilmiyor.)

  • Kadınlara yönelik saldırılar neden bu kadar görünmez?
  • Siz ya da başkaları tarafından bu konuyla ilgili hiç soru soruldu mu?
  • Eğer kadınlar bile sormuyorsa kaç erkek sorar ki?
  • Eğer sorduysanız ne cevap aldınız?
  • Ve neden halk bunları bilmiyor?

 

2. Birçok kadın ve genç kız kendilerine yapılanı anlatamıyor.

On yıllardır kadınlar ve tecavüzden kaçan sığınmacılar için adalet ve koruma isteyen “Siyah Kadınların Tecavüz Eylem Projesi” ve “Tecavüz Karşıtı Kadınlar” gibi organizasyonlar çok iyi biliyor ki dünyanın her yerinde çoğu tecavüz kurbanı açısından yaşadıkları zulüm hakkında konuşmak neredeyse imkansızdır. Özellikle toplum ve adalet sistemi başlarına gelenlerden kadınları sorumlu tuttuğu için tecavüz kurbanlarının hissettiği aşağılanmışlık ve utançtır. Hem İngiltere’de hem de ABD’de kadınlar, ruhsal durumları ve cinsel geçmişleri gözler önüne serilerek inanılırlıkları yitirtildiği ve saldırgandan korunmaları engellendiği için saldırganlarının yargılanmasını “ikinci bir tecavüz” olarak görürler. Başka bir çok ülkede kurbana karşı saldırganlık çok daha kötü olabilir. Tecavüz kurbanları evlenilmeyecek kadın olarak görülebilmekte, dışlanmakta ve hatta öldürülmekte. Saddam Hüseyin zamanında tecavüze uğrayan dokuz yaşında küçük kızların hastane tedavisinin yapılmadığını okumuştuk. Bu olaylar işgal altında da devam etmekte.

Ebu Garip’te bulunmuş bir mahkumun avukatı müvekkili hakkında şunları anlatıyor: “Amerikan Askerleri tarafından bıçaklanması ve tecavüze uğraması hakkında ayrıntılara başlamadan bayıldı. Beş eski mahkum, kendi avukatlarına dövüldüklerini anlatmışlar fakat tecavüze uğradıklarını anlatmamışlardı. Utanç içindeydiler. ”Anlatamayız, ailelerimiz var, konuşamayız. ”dediler. (Los Angeles Times ,12 Mayıs 2004)”Bir kadın iş arkadaşım tutuklanarak (Ebu Garip’e) götürüldü. Serbest bırakıldıktan sonra neler olduğu sorulduğunda ağlamaya başladı. Tecavüz hakkında konuşmak çok zor fakat sanırım bu oldu”. Prof Huda bir ABD askeri tarafindan tecavüze uğrayarak  hamile kalan kadının ortadan kaybolduğunu ve belki de öldürüldüğünü söyledi;”Evine gittiğimde komşuları ailesi ile birlikte taşındıklarını söylediler”(Londra Guardian 10 Mayıs 2004)

Askerlerin ne kadar da işlerine gelir; tecavüz ettikleri kadınların gerçeği söyleyemeyecek kadar zayıf olmaları.

 

3. Kadınlara yönelik saldırı henüz baş sayfalarda yerini bulmadı.  

Tecavüz kurbanı bu kadınların kimliklerinin verilmesi, dışlanmaları ve hatta öldürülmeleri riskini taşıdığı için isimlerinin açıklanmamasını sağlamak zorundayız. Fakat kesin kanıt fotoğraf olmadığı takdirde de yetkililer durumu kabullenmeye pek niyetli görünmüyorlar. Kadınlara ve genç kızlara yönelik tecavüz ve diğer işkencelerle ilgili şimdiye kadar ne bir açıklama yapıldı, ne de bir özür  dilendi.

Bize, askerler tarafından tecavüze uğramış kadınların bazı internet sitelerinde de yer almış ve fotoğrafları gönderildi. Kadınların kimliklerini gizlediğimiz gibi kadınların kim olduklarının açık olarak görüldüğü fotoğrafları da dolaşıma sokmayacağız. Bu fotoğrafların doğruluğunu kanıtlayamasak da dolaşımdaki diğer bilgilerden de açıkça anlaşılacağı gibi tecavüzün ve cinsel saldırıların yaşandığı gün gibi ortada. Bu fotoğraflar gibi dolaşımdaki binlerce fotoğrafın askerlerin arasında oyun kartı gibi dolaştığını ve hatta bilgisayarlarda ekran koruyucusu olarak kullanıldığını duyuyoruz. Pentagon’un elinde, bilinçsiz hale gelene kadar dövülen Iraklı bir mahkumun, kadın bir mahkumla cinsel ilişkinin ve ölüler üzerinde  askerlerin eğlencesinin gösterildiği fotoğraflarla dolu en azından  iki CD olduğu birçok kez tekrar edildi.  (Londra Guardian 10 Mayıs 2004)

Tecavüz ya da işkencenin pornografiye hizmet etmesi yeni bir şey değil. Tecavüz Karşıtı Kadınlar (WAR) İngiltere’de “normal” zamanlarda bile kadınların yaşadıkları tecavüzün gösterildiği fotoğrafların ve  ifadelerin polisler arasında olduğu kadar hapishanelerde tecavüzcüler arasında da porno malzemesi olarak dolaştığından şikayetçiler.

 

4. Bilmek istiyoruz

İngiliz ve Amerikan kuvvetlerinin insafında Irak’ta hapishanelerde ya da başka bir yerde kadınlara ve genç kızlara neler olduğunu (bahsi geçen kadınlardan başlayarak) bilmek istiyoruz. İşgal kuvvetlerinin ellerinde Afganistan’daki kadınlara neler olduğunu bilmek istiyoruz. Bu acımasızlığın ve katliamların  çoğunun belki de CIA ve özel silahlı güçler (paralı asker demenin kibar yolu) tarafından ya da onların emirleriyle gerçekleştirildiğini görüyoruz. Kadınlara ve çocuklara karşı suç işleyen paralı askerler kimler ve kendilerine bu vahşeti gerçekleştirmeleri ya da göz yummaları için ne kadar ödendi bilmek istiyoruz

Karşı uluslararası kanunlara rağmen, Amerika ve İngiltere için kendi insanları tarafından başka ülkelerde gerçekleştirilen tecavüzün  işkence olmadığını düşünme ve bu yüzden tecavüzü politik sığınma için neden olarak görmeme normal. Sonuç olarak hepimizin sorumlu olduğu, kadınlar için uluslararası koruma reddediliyor. Örneğin sorgulandığı askerler tarafından tecavüz edildikten sonra Uganda’dan kaçan beş çocuk annesi  kadın yetkililer tarafından sürekli olarak reddedildi. Yetkililerin söyledikleri ise tecavüz sadece “cinsel zevk” ve “basit, rezil şehvet” idi, işkence ya da eziyet değil. Ancak kadın kimliğini gizlemekten vazgeçtikten hemen sonra bu konuyu gündeme getirebildik ve sonra önemli kadınlara destek için çağrı yaptık. Ve nihayetinde  2003 yılında sığınma hakkı kazanabildi. Dosyalarımızda bunun gibi bir çok örnek var.

Tecavüz savaşla sınırlı değilken herkes savaşta tecavüzün kaçınılmaz olduğunu söylüyor. Savaşa girmek için erkekler ve artık kadınlar da (eşitliğe giden yolun erkekler gibi olmaktan geçtiği söylendiğinden beri) öldürmek için eğitiliyorlar. İnsanlar öldürmeyi normal bir şey olarak görüyorlarsa tecavüzün ahlaki bir problem olması biraz zor. Büyük katliamların olduğu sırada tecavüzün ciddiye alınması düşük ihtimal. Iraklı kayıplar bile görmezden gelinirken (ölü sayıları değil Iraklı ya da Afganistanlı askerler için siviller için bile verilmezken Amerikalı ya da İngiliz askerleri için veriliyor) bizden Iraklı ve Afganistanlılara karşı yapılan tecavüz ve diğer işkenceleri görmezden gelmemiz mi bekleniyor?

  • O zaman neden kadınlara ve çocuklara yönelik tecavüz  savaşın bir sürpriziymiş gibi davranılıyor?
  • Neden savaşa gidip gitmeme tartışmaları sırasında tecavüzle ilgili soru sorulmadı?

 

Amerikalı ve İngiliz askerler tarafından yapılan işkenceleri gösteren fotoğraflar üzerine yorum yapan Savunma sekreteri Geoff Hoon şöyle diyor “Ben burada işkence görmüyorum, bu kötüye kullanma. Sorgulama bakımından herhangi bir sistematik işkence kanıtı görmüyorum”(Londra Guardian 7 Mayıs 2004). Donald Rumsfeld’in açıklamasına göre daha da acımasız muameleleri  gösteren fotoğraflar ve video kayıtları bekleniyor ve bunların içinde kadınlara ve çocuklara tecavüzü gösteren görüntüler de olduğu söyleniyor.

 

  • Eğer şimdiye kadar gördüklerimiz işkence olarak bile görülmüyorsa bu tecavüzlere ne denecek?
  • Tecavüzle ilgili ortaya çıkacak bu kanıtlar hakkında ne yapmayı planlıyorsunuz?
  • İngiltere Hükümeti’nin özel delegesi Ann Clwyd’in “Saddam Hüseyin’in yaptıklarından daha kötü değil” diyerek bağışladığı gibi bağışlayacak mısınız? Şimdi Uluslararası Kızıl Haç Komitesi Raporlarının kendisine hiç gösterilmediğini söylüyor. İstifa edecek mi?

 

5. Kadın asker tecavüzleri ve asker aileleri içindeki tecavüz

  • Tecavüz etmek, öldürmek ve işkence etmek için eğitilen ve bu yolla cezadan muaf olan yetkililerin, askerlerin ve paralı askerlerin aileleri üzerinde bunların etkileri nelerdir?
  • Aynı adamın insafında hangi sıklıkla tecavüz ve diğer şiddet türleriyle yüz yüze kalıyorlar.
  • Hangi sıklıkla adalet buluyorlar?

Arkadaşlarımız çok sayıdaki mektupta askeri eğitimin ve savaşın kadın askerler ve erkek askerlerin aileleri üzerindeki etkileriyle karşılaştılar. Örneğin Eski hava kuvveti kaptanı Dorothy Mackey . Mackey Amerikan askeri kuvveti içinde tecavüze uğradı ve bu tarz şiddete askeriye içinde ya da asker eşi,sevgilisi olarak maruz kalmış bir çok kadınla (ve bir kaç erkek) irtibat halinde. Mackey tecavüzün askeriye içinde hiyerarşi tarafından göz yumulduğu konusunda açık ve net. Askerlerin tecavüz etmesi, onlara yapılan ödemenin bir parçasıymış gibi görülüyor ama bu ödemenin maliyeti devlete değil kadınlara. Mackey’in açıklamalarından yaptığımız alıntıları burada bitiriyoruz. Daha kapsamlı  belgeler istek üzerine ulaştırılabilir. Mackey bize Amerikan Askeri yetkilileri tarafından tecavüz iddialarının doğruluklarını değerlendirmek üzere kullanılan kendinden menkul “McDowell” sistemini iletti.  Kimseye karşı sorumlu olmadan, kendi kendilerine araştırma yaparak ,kadınlara karşı her türlü önyargıyı kurbanları yalancı yaparak onlardan kurtulmak için kullanıyorlar.

Şimdi de 100 Amerikalı kadın askerin Irak’taki görevleri sırasında meslektaşları tarafından tecavüze uğradığını işitiyoruz.

  • Bu ya da bunun gibi cinsel ayrımcı önlemler Irak’ta ya da Afganistan’da tecavüz iddialarıyla ortaya çıkmayı becerebilmiş kadınları başlarından savmak için mi kullanılacak?
  • Olayların, bu saldırılarla suçlanan otoritelerden tamamen bağımsız insanlar tarafından araştırılacağından emin olmak için ne yapacaksınız?

 

6. Kongre ve Meclisteki kadınlardan sorumluluk göstermelerini talep ediyoruz

Yetkililerin bütün bunlar karşısında sadece “körmüş gibi davrandıklarının” söylenmesini kabul etmiyoruz.. Tecavüz de dahil işkence emirlerinin yüksek seviyelerden geldiğine dair kanıtlar gittikçe artıyor. İngiliz Hükümetinin, Amerikan Askerlerinin bu hareketleri için hiçbir sorumluluk üstlenmemesini ya da tersini de kabul etmiyoruz. Koalisyon, tarafların ortak sorumluluğa sahip olması demektir.

  • Neden görünüşte bu zulmün içinde yer aldığını hepimizin bildiği kadın askerler ilk tutuklananlar ve suçlananlar oluyor?
  • Neden yetkililerden kimse istifa etmedi?
  • Onlara istifa edip etmeyeceklerini ve yargılanıp yargılanmayacaklarını soracak mısınız?

Savaşın ve ülkelerinizin Irak ve Afganistan’a girerek gerçekleştirdiği işgalin direkt sonucu olan kadınlara ve çocuklara yönelik tecavüz konusunda kongre ve meclisteki kadınların genel olarak kadınlara karşı sorumlu olmalarını istiyoruz daha da doğrusu talep ediyoruz.

Kişisel olarak veya toplu olarak bu konuda ne yapmayı öneriyorsunuz  tam olarak bilmek istiyoruz.

 

Belirtmeliyiz ki “normal” zamanlarda bile hukuk her zaman tecavüzcüyü korumanın yolunu buluyor.

İngiltere’de 2003’te hüküm giyen Soham katili Ian Huntley’in Holly Chapman ve Jessica Wells isimli öğrencileri öldürmeden önceki yıllarda dokuz kez tecavüz ve cinsel saldırıda bulunduğu belirtildi. Bu, adalet sisteminin konu tecavüz olduğunda cinsel ayrımcı olduğunun klasik bir örneği. Ülkede kayıtlara geçmiş aile içi şiddetin %5’i ve tecavüz olaylarının %6’sı mahkumiyetle sonuçlandı. Yetersizlik, dikkatsizlik (kadının karakoldaki ifade vermesinden itibaren) kanıtların toplanmasını ve tutuklama kararını etkilemekte. Bu noktaya kadar gelebilmiş davaların %23’ünde mahkemeye çıkan kadınlar savcı ve hakimler tarafından savunmasız bırakılıyorlar. Siyahlar, göçmenler, işçi sınıfından olanlar, tek anneler, çocuklar, yaşlılar, eşcinseller, engelliler, ruhsal problem yaşamış olanlar, partneri ya da eski partneri tarafından saldırıya uğramış olanlar için adalet ya da koruma elde etme şansı, hele bir de saldırgan daha üst  sosyal statüye sahipse çok az. Polisler, askerler, gardiyanlar tarafından gerçekleştirilen tecavüz ve cinsel saldırılarda polisin konuyla ilgili araştırma, Adli Kovuşturma Baş Dairesi’nin adli takibatı yapmasını sağlamak  görevli, kadın bile olsa daha zor. Dosyalarımızda bütün bunların belgeleri mevcut.

 

Emails:  bwrap@dircon.co.uk  war@womenagainstrape.net

Crossroads Women’s Centre 230a Kentish Town Rd, London, England NW5 2AB  

Tel +44 (0)20 7482 2496

12 May 2004

home