|
Ev
kadınlarının emeğinin tanınması Venezuela
Anayasası 88. Maddesini Dünya Ölçeğinde Uygulamanın Önemi 8
Mart 2004
Her
şeyden önce, 1999 Anayasası ile yalnızca Venezuelada
değil, dünyanın her yerinde kadınlar, dolayısıyla
da bütün insanlar için sağladığınız
ilerlemelerden ötürü sizleri kutluyoruz. Aynı zamanda, ilgili
yasalar çıkarılalı beri Venezuela elitinin, ABD yönetiminin
de desteğini alarak anayasada ifade bulmuş olan halk iradesini
bastırmak için elinden geleni yapmakta olduğunu gayet iyi
bildiğimizi belirtmek isteriz. İşte
bu nedenle, Anayasanızdaki devrimci ilkelerin yasama meclisince
güvence altına alınarak bir an önce uygulamaya geçirilmesinin
acil bir görev olduğu kanısındayız. Bütün
bu etkenleri aklımızdan çıkarmaksızın, kısa
bir süre sonra ülkenizde, Sosyal Güvenlik Yasası, özellikle de
bu yasanın Emeklilik Hakkına ilişkin maddeleri kapsamında
Ulusal Mecliste görüşülmeye başlayacak olan 88.
Maddeye ve uygulanışına ilişkin bazı düşünce
ve önerilerimizi saygılarımızla sunmaktayız.
88.
Maddede şu ifadeye yer verilmiştir: Devlet,
çalışma hakkından yararlanma konusunda kadın ile
erkeğe eşitlik güvencesi sağlar. Devlet, ev içinde
harcanan emeğin, toplumda değer üreten ve toplumsal refah ile
servet üretimine katkıda bulunan bir ekonomik faaliyet olduğunu
tanır. Bu yasa uyarınca ev kadınları, Sosyal Güvenlik
hakkına sahiptir. Kadınların
ev içinde hakkı ödenmeden çalışarak ekonomik ve
toplumsal zenginlik yaratan birer emekçi olduğu, dolayısıyla
da emeklerinin karşılığını alma hakkına
sahip oldukları, yer yüzünde ilk kez bu anayasa ile tanınmış
oluyor. Sayısız ülkeden pek çok kadın, onlarca yıldır
bu haklar için mücadele vermekteydi. Venezuela
kadın hareketinin isteği üzerine devlet başkanı
Chavez tarafından Kadın Kalkınma Bankasını
(Banmujer) kurmak ve yönetmekle görevlendirilen Nora Castañeda, bu
yakınlarda ABD kentlerinde* yaptığı çeşitli
konuşmalarda, 88. Maddeden uzun uzadıya söz etmişti.
Castañedanın açıklamalarına göre, 86. Maddede
tanımlanmış haliyle sosyal güvenlik, emeklilik hakkının
yanı sıra sağlık hizmetlerinden yararlanma, insani
konut koşulları, gıda güvenliği, nitelikli eğitim,
çalışmaya ve yaşamın pratik boyutuna yönlendirilmiş
bir eğitim gibi hakları da kapsıyordu. Nora Castaneda bu
konuşmasıyla büyük tezahürat topladı. Yıllardır
birçoğumuzun söyleyegeldiği gibi bütün kadınlar ev
kadınıdır, çünkü bütün kadınlar ev işlerini,
yani yaşamın sürmesi için gerekli işleri yapar.
Dışarıda ikinci veya üçüncü bir iş görmekte
olan kadınlar da meme vermek, çocuk bakmak, hasta, yaşlı,
sakat aile üyelerine bakım sağlamak (kendileri de sakat olsa
bile) zorundadır; üstelik aileleri olduğu kadar koca kıtaları
besleyen gıda maddelerini yetiştiren, hazırlayan ve pişirenler,
yine kadınlardır (Afrika ile Karayiplerde tüketilen gıdanın
%80i, Asyada ise %60tan fazlası kadınlar tarafından
yetiştirildiği gibi, Latin Amerikada, tek başına
çocuk yetiştirmekte olan anneler, ailelerine %100 mali destek ve
bakım sağlayabilmek için günde 14-18 saat çalışmaktadır).
Bütün bunların üstüne bir de gönüllü işlerde çalışıyor,
sağlık, eğitim ve başka alanlardaki insan haklarını
koruyup geliştirmek için kampanyalar gerçekleştiriyoruz. Ev
içi emekçileri olarak gayri resmî ve yeraltı gibi sıfatlarla
nitelenen ekonominin motoru bizleriz; temizlikçilik, terzilik, sokak
satıcılığı, seks emekçiliği yapıyoruz.
Resmî ekonomi çerçevesinde gerçekleştirdiğimiz işler
de yine çoğunlukla başkalarına bakmaya, hayat vermeye dönük
uğraşlar: Hastane ve okullarda, temizlikçi, çocuk bakıcısı,
sekreter olarak çalışanlar bizleriz ve bütün bu işlerde
ücret konusunda ayrımcılıkla (hatta
bu düşük ücretli işlerin aynısını veya
benzerini yapan erkeklerden daha da az ücret alıp daha da kötü
koşullarda çalışarak ),
bu da yetmezmiş gibi cinsel ve ırkçı tacizle karşı
karşıyayız. Geleneksel olmayan sektörlerde çalıştığımızda
bile işverenler, bizlere yine geleneksel bakım işlerini
veriyorlar. Bütün bunları çoğu zaman kendimiz yeterince
dinlenip tatil yapamadan, kendimize boş zaman ayıramadan,
hatta hastalandığımızda bile durup dinlenemeden
yerine getiriyoruz. İçimizden
bazılarının, kadınların ücretlendirilmemiş
ekonomik katkısının görünür kılınmasını
dile getirmeye başlaması 1952ye kadar gider. Karşılığı
ödenmemiş emek kavramı ise uluslar arası gündeme ilk
kez 1975te, Mexico kentinde Birleşmiş Milletler Kadın
Onyılını başlatan konferansta
girmişti. 1980de Danimarkanın başkenti
Kopenhagda toplanan ikinci konferansta ise kadınların, yeryüzündeki
bütün işlerin 2/3ünü görüp bütün servetin ancak %5ine
sahip olduğunun rakamlarla açıklanmasıyla (ki çok
ihtiyatlı rakamlardır bunlar, bize sorarsanız), bu argüman
daha fazla meşruluk kazandı. 1985te Nairobide BM Kadın
Onyılının kapanış toplantısında,
kadınların evde, toprak üzerinde ve yerel topluluk bazında
gerçekleştirdiği işlerin ulusal istatistiklere girmesini
sağlayan 120. Paragraf, önemli bir kazanım olmuştu. Son
olarak da 1995te Beijingde, Kadınlar Vardır isimli
uluslararası örgütlenme (Ev İşlerine Ücret Kampanyası
tarafından koordine edilmiştir), dünya ölçeğinde
2.000i aşkın örgütün de desteğini kazanarak bir
karar çıkarılmasını sağladı. Bu karara göre,
kadınların ömürlerinin ne kadarını ücretsiz iş
yaparak geçirdiği ve bu işin ne miktarda değer yarattığı
hesaplanarak bu rakamlara ulusal mali kayıtlarda yer verilecekti. Trinidad
& Tobago ile İspanya, bu kararı yasalaştırdı;
diğer ülkelerde de zaman kullanımına ilişkin
anketler düzenleniyor; daha önemlisi ücretsiz emek, mahkeme kararlarında
ve hükümet politikalarında gittikçe daha çok dikkate alınır
oldu. Uluslararası
hareketin ülke anayasalarına sokma mücadelesi vermekte olduğu
bu kavram, yani sosyal ve ekonomik alandaki bu olgunun tanınması,
ancak bir devrimle birlikte mümkün olabildi.
Castañedanın da açıkladığı gibi: Önerilerimizi
sunmamız istendi ve bizler de sunduk. Meclis oturumları sırasında
kadın hareketinin ve Yerli hareketinin üyeleri dört ay boyunca
her gün binanın dışında gösteri yaptı,
nitekim en sonunda, isteklerimizi kabul ettirdik. Meclisteki
milletvekilleri, mücadelemizin tarihsel önemini kadınıyla
erkeğiyle topluca kabul ettiler. Cinsiyetçiliğe,
ırkçılığa ve her türlü ayrımcılığa
karşı hareketleri destekleme yönünde pek çok önemli yasanın
ve politikanın mecliste kabul edildiğini biliyoruz. Aşağıda
bazı örnekler yer alıyor: 1.
Nüfusun sağlıklı beslenmesi ve sömürge döneminden
beri süregeldiği üzere gıda sektöründe %65e varan
ithalat bağımlılığından sonsuza dek
kurtulması için çıkarılmış Toprak ve Tarımda
Kalkınma Yasasının 14. Maddesi, kadınların yönetimindeki
hanelere toprak dağıtımında öncelik tanıyor ve
gebe kadınlara, doğum öncesi ile sonrasında gıda sübvansiyonu
sağlanmasını öngörüyor. 2.
Banmujer, başka türlü banka, kooperatif ve benzeri ekonomik
birlikler kuran kadınlara (Toprak Kurumu, Egemen Halk Bankası
ve Mikrofinans Geliştirme Fonu ile birlikte) destek sağlıyor.
Böylelikle, düşük faizli mikrokredi, eğitim, kesintisiz
destek ve eğitim sonrası hizmetler, teknik yardım ve sağlık
bakımına yönelik atölye çalışmaları aracılığıyla
yoksulluğun ülkeden tamamen silinmesi hedeflenmekte. 88. Madde: Her ekonominin belkemiği Venezuelada
tabandan gelişen kadın hareketinin hepimiz için liderlik sağladığı
çok açık. Nisan 2002deki darbeye karşı toplumu
harekete geçirerek, kaçırılan devlet başkanını
ve gasp edilen anayasayı kurtaranın en yoksul bölgelerden kadınlar
olduğunu hepimiz biliyoruz. Aralık 2002-Ocak 2003te, bütün
halkı açlıktan ölme tehlikesiyle yüz yüze bırakan
petrol darbesini önleyenler de, kadınlardı yine. Venezuela
kadınları, anayasalarını da sevdiklerini korurcasına
koruyup savunuyorlar. Nisandaki darbeye karşı yapılan
gösterilerde kendi hayatını tehlikeye atan bir ananın,
kendisini durdurmaya çalışan kocasına söylediği
gibi: Hiç anlayamıyorsun, çocuklarım için gidiyorum ben!
Bolivarcı
süreç, insana yönelik bir
ekonomi, insanların ekonominin hizmetinde değil, ekonominin
insanların hizmetinde olduğu bir sistem yaratma çabasında,
uluslararası bir hareket olarak bizim, dünyanın her yanındaki
hükümetlerden talep ettiklerimizi uygulamaya koymuş oluyor. Aynı
zamanda iktisatçı olan Nora Castañedanın sözleriyle: Dünya
nüfusunun %65i yoksulluk içinde yaşıyor ve kadınlar,
dünya yoksullarının %70ini oluşturuyorsa, kadınların
yoksulluğuna çözüm bulmak, ekonominin başlıca önceliği
olacak demektir. Yoksul hanelerin %60ına kadınların
liderlik ettiği Venezuelada bu, her yerdekinden daha da geçerlidir.
Kadınların
hayatta kalma çabası zaten görünmez bir süreçtir, çünkü
kitlelerin hayatta kalması hiçbir zaman kapitalizm için bir öncelik
olmamıştır sıkıp posasını çıkardıkları
insanların yerine nasıl olsa yenisini bulup koyarlar. Zaten
Yerli halklara yönelik soykırımın ve köleliğin
bize öğrettiği de budur. Ancak hayatta kalma, varlığını
sürdürme çabası, dolayısıyla da yoksulluğun yeryüzünden
silinmesi, bizim önceliğimizdir. Ulusal
Meclis Yurttaş Başkanı sıfatıyla devlet başkanı
Chavez de pek çok kez şunu dile getirmiştir: Pazar, dünyanın hâkimi olamaz, çünkü dünyayı ortadan
kaldırma tehdidini getiren bizzat pazardır. Pazarın
bu dünyanın hâkimi olmaması için de öncelik,
kapitalistlerin kârında değil, bizim varlığımızı
sürdürmemizde olmalıdır. İşte bu yüzden de
bizlerin yaşatmaya verdiği emeğin hakkı ödenmelidir,
çünkü bu emek olmadan dünya ayakta kalamaz.
Anayasanın
350 maddesinden biri olan 88. Madde, Castañedanın da belirttiği
gibi, en devrimci maddedir
çünkü kadınların, yaşamı sürdürmek için harcadığı
emeğin hakkını teslim eder. Ve kapitalizmin herkesten
saklamayı başardığı gerçek şudur ki bu
emek, her ekonominin belkemiğidir. Üstelik, kadınların
gerçekleştirdiği ücretsiz çalışmanın hakkını
teslim etmekle anayasa, yeryüzünde pazarın dışına
düştüğü için görünmez olmuş, o yüzden de karşılığı
ödenmemiş olan her türlü emeğin ki kadınların
yanı sıra erkeklerin de ortaya koyduğu bu türden bir
emek vardır değerini tanıma yönünde bir adım
atmış olmaktadır.
Kadınlar,
ev içi emekçileri olarak sosyal güvence hakkına kavuştuktan
sonra, dışarıdaki çalışma yaşamında
da daha iyi ücret ve daha iyi çalışma koşulları adına
mücadelemizi çok daha güçlü bir noktadan sürdürebileceğiz.
Ayrıca aile içi şiddete karşı koyma konusunda yeni
bir güç kazanmış olacak, eşlerin, yaptığımız
yaşatma işine saygı göstermesi ve ev içinde daha fazla
sorumluluğu paylaşması taleplerini dayatabileceğiz.
88. Maddeye ilişkin düşünce ve öneriler Anayasanın
88. Maddesinin uygulanmasını sağlayacak olan yasalarda
ev kadınlarının, başka herhangi bir nedenle değil,
yaptıkları işten ötürü sosyal güvenceye hak kazanmış
birer emekçi olarak tanımlanması önem taşımaktadır.
Kritik
önem taşıyan bir başka nokta, başka bazı ülkelerde
görüldüğü gibi ev kadınlarını aciz ve
savunmasız, başkalarının korumasına muhtaç
kişiler olarak sınıflandırmaktan kaçınılmasıdır.
Bu durum, sosyal güvence haklarını gerekçelendirmek için ev
kadınlarını politik olarak muhafazakâr bir bakışla
kategorize etmekten ibarettir. Ev kadınları emekçidir, muhtaç
değil. Kadınlara,
ekonomiye sağladıkları olağanüstü katkı dışında
başka herhangi bir nedenle sosyal güvence hakkı tanınması,
88. Madde uğruna bütün dünyada bunca zamandır kıyasıya
bir mücadele vermiş olan kadınların uzun vadeli kazanımlarının
altını oyacaktır. Üstelik Anayasanın, toplumun
kadınlara borcunu tanıma hedefine de, insanın varlığını
korumasını kârın üstünde tutan bir ekonomi yaratma
amacına da ters düşer. Bolivarcı
süreci ileri götürmek, anayasasını darbe ve komplolara karşı
savunmak için en büyük çabayı ortaya koymuş kimseler olan,
toplum örgütlenmeleri ile kooperatiflerde, okuma yazma, sağlık
ve toprak programlarında çalışanların çoğunluğunu
temsil eden kadınları emekçi değil muhtaç
kimseler olarak tanımlamak, kelimenin tam anlamıyla trajik
olur! Venezuelalı kadınlar, güçlerinin kuvvetlerinin yerinde
olduğunu, her türlü engelin üstesinden gelebileceklerini söylemektedirler
bize; çünkü, demektedirler, çocuklarımıza hem ana hem
baba olduk. Bunca sıkıntı ve meşakkatten sonra
bir kez daha görünmezlik durumuna itilmeyi kabul etmeyecekler. Hiçbirimiz
de buna izin vermeyeceğiz. Son
üç yılın olayları göstermektedir ki devrim, tabandan
kadınların hızlı ve kararlı eylem gösterebilmesine
bağlıdır. Kadınların bu süreci savunma
yolundaki kararlılığını hiçbir şey, insanı
yaşatmaya verdikleri emeğin tanınması kadar çok güçlendiremez.
Ulusal Meclisin 88. Maddeyi eksiksiz ve dürüstçe uygulamasından
başka hiçbir şey, Anayasanın, dolayısıyla
da bu sürecin ne kadar ileri bir noktada olduğunu dünyaya bu
kadar iyi gösteremez. Venezuela
ekonomisinin bütün kadınlara emeklerinin karşılığını
sonuna kadar ödemek için gerekli kaynaklara şimdilik
sahip olmadığını elbette biliyoruz, ancak aynı
zamanda ev kadını olan bütün kadınların, topluma
ve ekonomiye çok değerli, çok hayati katkılarda bulunan
birer emekçi olduğunun yasalarda ifade edilememesi için neden yok. Bunun yanında emeklerinin bedelini ödemeye
de mali ihtiyaçları en acil olan kadınlardan başlanabilir.
Ayrıca her kadın ilk kez anne olduğunda, ne kadar ufak da
olsa bir ödeme daha yapmayı düşünebilirsiniz. Böylelikle,
çok önemli bir gerçeği samimiyetle tanımış
olacaksınız: HER ANA, ÇALIŞAN BİR ANADIR. Görüşlerimizi
dinlediğiniz ve dikkate aldığınız için teşekkür
borçluyuz. İktidar
kız kardeşlerimizin olacaktır ve ancak böylelikle,
Bolivarcı devrimin olabilir. Küresel
Kadın Grevi *San
Francisco, Los Angeles, Chicago, Washington DC, Philadelphia ve New
York. Venezuela
Bolivar Cumhuriyeti Anayasasının 88. maddesinin tam ve dürüst
bir şekilde uygulanabilmesi için ev
içinde, topluluk içinde ve tarımda kadın emeğinin tanınması
için on yıllardır çaba göstermekte olan dünyanın
heryerinden kadınlar Venzuela Bolivar Cumhuriyetindeki kızkardeşlerini
Anayasalarına 88nci maddeyi kazandırma başarılarından
ötürü kutlar. Devlet
Başkanı Hugo Chavezin bir çok defa söylediği gibi:
Pazar,
dünyanın hâkimi olamaz, çünkü dünyayı ortadan kaldırma
tehdidini getiren bizzat pazardır.
Kapitalistlere menfaat sağlamak için değilhayatta kalmak için
yaptığımız iş,
pazarın dışındadır. Eğer biz
insanoğlu olarak öncelikliysek o halde hayatımızı
idame ettiğimiz işin de değeri hakkıyla biçilmelidir
. Bizim bakışımız
şöyledir; Madde 88 katma değer yaratan, sosyal refah ve
bolluk üreten ev kadınlarını işçiler olarak tanıyarakinsanın
ekonominin hizmetinde olduğu bir ekonomi değil insanlığın
hizmetinde olan bir
ekonomi, insana yönelik bir ekonomi oluşturmakta anahtardır.
Bu ayrıca kadınların yoksulluğunun sona
erdirilmesinde de anahtardır, zira kadınların yapmış
olduğu çoğu işin karşılığı hakkıyla
verilmemektedir . Dünya genelinde yoksul nüfusun %70i kadın
olduğuna göre, kadınların yoksulluğu sonlandırmak
bugünün ekonomisi içinde merkezi olmalıdır. İnsanoğlu
ve gezegenin yaşama mücadelesinde bakım işinin değerini
tanıyan kadınlar ve erkekler Venezuellaya doğru bakıyor
ve Madde 88in hayata geçirilmesinin karı değil hayatta
kalmayı öncelik olarak belirleyen bir ekonomiye doğru
temelden bir değişim oluşturacağını
ümit ediyorlar. Bu
nedenlerden ötürü, Madde 88in uygulanmasını irdelerken,
Ulusal Meclisin aşağıdaki maddeleri de açıkçatanıma
üzerinde düşünmesini saygıyla tavsiye ederiz: 1.
Bütün
kadınlar ücretli veya ücretsiz işlerinden önce, sonra ve işleri
sırasında ev işi yaptıkları için ev kadınıdır
ve bütün ev kadınları işçidir. 2.
Bütün ev
kadınları topluma ve ekonomiye olan katkıları olan işçiler
olarak, bir geliri olduğuna
veya yoksul olup olmadığına bakılmaksızın,
sosyal güvenlik hakkına sahiptirler. Bu prensibe dayalı
olarak-Madde 88in de ana temelidir- kendinlerinden veya kocaları
üzerinden bir sosyal güvenlik sağlanma imkanına sahip
olmayan kadınlara öncelik verilmesi -şu an için- elzem
olabilir. Fakat bu hak evrensel olmalıdır. 3.
Sizleri ilk
defa anne olanları ( annenin ölümü durumunda veya çocuklarını
yetiştiremeyecek durumda olmaları durumunda vekil bakıcı
sağlamayı) küçük de olsa bir gelire bağlamayı
her anne çalışan bir annedir ve hiçbir iş çocuk
yetiştirmek kadar önemli bir iş değildir prensibinin tanınması
olarak göz önünde bulundurmaya ısrarla davet ediyoruz. 4.
Bu kabul ücretlendirmede
ve ev dışında çalışma şartlarında
ayrımcılığı olduğu kadar aile içi şiddeti
de zayıflatacak, böylelikle bütün işçileri ve bütün
aileleri güçlendirecektir. 5.
Erkekler ücretli
izin veya diğer uygun yollarla bakım işini paylaşmaya
teşvik edilmelidirler. 6.
Madde 88in
böylesi tam ve dürüst uygulaması her yerde bunun için on yıllardır
mücadele eden kadınları güçlendireceği gibi asıl
sonuç olan Bolivaryan devrimini savunma ve halka tanıtma azmimizi
de güçlendirecektir.
İsim -
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - İletişim
: 230A
Kentish Town Rd, London NW5
2AB Tel: 020-7482 2496Fax:
020-7209 4761 Email: womenstrike8m@server101.com Web: www.globalwomenstrike.net
|